Renk Körlüğü
Renk körlüğü renklerin veya renklerin arasındaki farkların algılanamadığı bir görme bozukluğudur. Sıklıkla kırmızı-yeşil gibi renklerin karıştırılması şeklinde ortaya çıkan renk körlüğü, nadiren de olsa tüm renklerin gri ve tonlarındaymış gibi algılandığı şekilde de görülebilmektedir. Renk körlüğü iki farklı şekilde meydana gelebilir. Bunlardan birincisi kalıtsal sebeplerle oluşan renk körlüğü, diğeri ise sonradan meydana gelen, edinilmiş renk körlüğüdür. Doğuştan olan renk körlüğü sıklıkla x kromozomu olarak bilinen cinsiyet kromozomuyla aktarılmaktadır. Erkeklerde tek, kadınlarda iki adet X kromozomu bulunması sebebiyle renk körlüğünün erkeklerde görülme sıklığı daha fazladır: kadınlarda % 0, 5 oranında görülürken, bu durum erkeklerde % 8 olarak gözlemlenmektedir. Edinilmiş renk körlüğü ise retina veya beynin görme merkezinde sorun olması veya görmeyi etkileyen bölümlerin hasar alması, bir takım ilaçların yan etkileri gibi çeşitli sebeplerle oluşur. Renk körlüğü, sıklıkla, ışığı dalga boylarına göre algılayan konilere bağlı olduğundan, retinalardaki koni fotoreseptörlerindeki bozukluklarla doğrudan ilgilidir.
Gözümüzün retina adını verdiğimiz tabakasında, "çomak" ve "koni" dediğimiz fotoreseptörler vardır. Koniler renkli görmeden sorumludur. Renk körlüğü olanlarda kalıtımsal olarak kimi koniler eksiktir veya farklı çalışmaktadır. Renk körlüğü genellikle kalıtsal genetik bir bozukluktur. Sıklıkla cinsiyet kromozomlarından X kromozomu üzerinde taşınarak bebeğe geçer. Ancak öte yandan, renk körlüğüne neden olabilen 19 farklı kromozom ve 56 farklı gen bulunmaktadır. Renk körlüğü genellikle çok fazla belirtisi olan bir hastalık değildir. Renk körlüğünün belirtileri genellikle kısmi ya da tam renk körlüğüne göre değişiklik gösterebilmektedir. Kısmi renk körlüğünde mavi, kırmızı ve yeşil renkler farklı düzeylerde algılanamaz veya ayırt edilemezken, tam renk körlüğünde ise renkler siyah, beyaz ve grinin tonları olarak algılanabilmektedir. Bu nedenle de belirtiler kişinin görme bozukluğuna bağlı olarak değişiklik gösterebilmektedir. Renk körleri, renkleri görürler ama kimi renkleri solgun gördüklerinden, renkleri birbirleriyle karıştırabilirler. Genellikle kırmızı, mavi ile yeşil rengi ayırt etme özellikle araç kullananlar için büyük bir sorundur.
Gözümüzün retina adını verdiğimiz tabakasında, "çomak" ve "koni" dediğimiz fotoreseptörler vardır. Koniler renkli görmeden sorumludur. Renk körlüğü olanlarda kalıtımsal olarak kimi koniler eksiktir veya farklı çalışmaktadır. Renk körlüğü genellikle kalıtsal genetik bir bozukluktur. Sıklıkla cinsiyet kromozomlarından X kromozomu üzerinde taşınarak bebeğe geçer. Ancak öte yandan, renk körlüğüne neden olabilen 19 farklı kromozom ve 56 farklı gen bulunmaktadır. Renk körlüğü genellikle çok fazla belirtisi olan bir hastalık değildir. Renk körlüğünün belirtileri genellikle kısmi ya da tam renk körlüğüne göre değişiklik gösterebilmektedir. Kısmi renk körlüğünde mavi, kırmızı ve yeşil renkler farklı düzeylerde algılanamaz veya ayırt edilemezken, tam renk körlüğünde ise renkler siyah, beyaz ve grinin tonları olarak algılanabilmektedir. Bu nedenle de belirtiler kişinin görme bozukluğuna bağlı olarak değişiklik gösterebilmektedir. Renk körleri, renkleri görürler ama kimi renkleri solgun gördüklerinden, renkleri birbirleriyle karıştırabilirler. Genellikle kırmızı, mavi ile yeşil rengi ayırt etme özellikle araç kullananlar için büyük bir sorundur.