
NEFERTİTİ BÜSTÜNÜN KAYIP GÖZÜ
Adı ölümünden binlerce yıl sonra bile güzellik kavramı ile eş sayılan kraliçe Nefertiti ( M.Ö. 1370 – 1330 ), Firavun Akhenaton’un eşidir. Firavun üzerinde büyük bir etkiye sahip olarak onun yanında, hatta bir rivayete göre ondan sonra da hüküm sürdüğü bilinmektedir. Genç yaşlarda evlendirilen bu çift, Mısır dininde köklü değişiklikler yaparak çok tanrılı inanca sahip olan ülkelerinde, tek tanrılı bir dinin temellerini atmışlardır. Nefertiti kocası Firavun Akhenaton ile ”Aton” dinini yaymaya çalışmıştır.
Tüm yazılı belgeler onun dillere destan güzelliğinden bahseder. Nefertitit adının; “güzellik geliyor”, “güzel olan” ya da “güzelden gelen” anlamlarını taşıdığı biliniyor. Kimi kaynaklarda Nefertiti’nin asıl adının Tadukhepa olmasına rağmen güzelliğinden dolayı Nefertiti ismiyle anıldığı belirtiliyor.
Kraliçenin Mısırlı sanatçı Thutmose tarafından yapılmış büstü 1912 yılında Alman arkeolog Ludwig Borchardt tarafından bulunmuştur. Güneş yanığı rengindeki yüzü, traşlanmış başı ve kırmızıya boyalı dudaklarıyla oldukça etkilidir. Nefertiti’nin güzelliğinden etkilenen arkeolog büstü kayıtlara önemsiz bir obje gibi kaydeder ve Almanya’ya kaçırır. Büst 1920 yılında bugünkü yerine, yani Berlin’deki Neues müzesine yerleştirilir.
Borchardt’ın notlarında, Nefertiti’ nin yüzü için “Yazmakla anlatılamaz, onu görmek gerek” ifadesi dikkat çeker. Büstün dikkat çeken bir diğer yanı ise sol göz bebeğinin olmamasıdır. Bununla ilgili çeşitli varsayımlar öne sürülmüştür.
Bunlardan biri nehir körlüğü ile biten bir enfeksiyon geçirmiş olabileceği yönünde olsa da farklı büstlerinde bulunan göz bebeği bu iddiayı geçersiz kılıyor. Bir diğer yaklaşım ise oldukça duygusal. Büstü yapan sanatçı Thutmose’ un Nefertiti’ye âşık olduğu ancak reddedilince sevgisinin gerçekliğini göremediğinden gözü boş bıraktığı yönünde. Kim ne derse desin Nefertiti; yüzyıllar öncesinden bugüne hala insanları güzelliği ile büyülemeye ve sırlarıyla cezbetmeye devam ediyor.